22 Haziran 2008 Pazar
25 Mayıs 2008 Pazar
12 Mayıs 2008 Pazartesi
30 Nisan 2008 Çarşamba
18 Nisan 2008 Cuma
nedendir sana hep dönüşüm?
fırtınam dinince
sahil sessizleşince
nedir öfkemde korudugum
dudagında bulduğum
girdabında bogulduğum,korktuğum...
keşke izini silsem
keşke hiç dönmesem
artık seni öldürsem..
nedir çocuk sende bulduğum?
aramaktan yorulduğum
nefretiyle avunduğum,
korktuğum...
keşke izini silsem
keşke hiç dönmesem
artık seni öldürsem!
17 Nisan 2008 Perşembe
27 Mart 2008 Perşembe
24 Mart 2008 Pazartesi
"huzursuz ruhlar"

yaşadığımız dünyanın insani olan her şeyi nasıl çürüttüğünü gözlemlemek mümkün.
yeniye olan saplantılı tutku, sıkılganlıklar, bıkkınlıklar, takıntılar, şizofrenik kişilik bozuklukları, antideprasan ilaçlar....
posasını sıkarcasına sevilen, suyu bitince de çöpe atılan aşklar...
ruhlar huzursuz, ters dönmüş yattığı bedenin içinde...
çağımızın bir vebası da sıkılma belki...
"sıkıldıysan değiştir" sloganı ile her an saçını kıyafetini, işini, sevgilisini, arkadaşını, değiştiren birey...
yeni sözcüğünün büyüsü sistemi her an yeniden üretiyor.
evet bir tüketim dünyasıdır yaşadığımız...
ambalajlı afili, içeriği boş...
depresyon ilaçları eşliğinde yaşanan aşkların, takıntıların ve samimiyetsizliklerin dünyası...
peki böylesi bir dünyada ruhlar nasıl huzur bulacak?
14 Mart 2008 Cuma
bir gün gerçek olup gelemez misin
kirpinin olanca nezaketiyle merhaba,
günleri dünlerimize özleten anılar ve sen...
Paylaştıklarımızın düşselliğine direnen bir ............ yorgunluğu var gözlerimde.
Senli hasretimde derin bir yurtsuzluk.
gidişine yüklenmiş bir anlam yok zamanın kırık hafızasında.
Bu olası yeryüzünde "her şey yerli yerinde" tüm yerleşiksizliğiyle.
Kirpisel imgelerin cenderesinden kurtulamayan kıvraklıkla
gezindiğim satır aralarına anlam kazandıran ........... en güzel gözlü ........... çok özlüyorum.
sen götürdüklerinden daha fazlasın o kentte.
Benim içinde hep kendin kadardın, olduğun gibi.
Seni her düşündüğümde zaman biraz daha çölleşiyor kalanda.
özlediğimsin.
10 Mart 2008 Pazartesi
masal
keşke
başlasam yeniden camel içmeye
kırmızı koksam
saçlarımı kazıtıp
sınavlardan atılsam
talaş koksam17 imde
siyah seni geçirsem üzerime
banka önlerine hayallerimi assam
her gün yinelenen bu ritüelde
belleğim işlevinin yerine getiremeyince
gerçekliğin kesinliğinden uzaklaşmaya başlasam
yağmurlara enselensem
üşenmeyip her yere yürüsem
sabah kahvaltısında içmeye başlasam
bukowskiyle uykuya dalsam
marmara'yla yeni tanışsam
bulduğum bütün mumları yüzünün gölgesine dizsem
yazdığım mektupları bu mumlarla mühürlesem
öğle vakti rast geldigim türk filmlerini seyretsem
yılbası gecelerinde gizli hedef oynasam
tiyatro çalismalarina baslasam
papatyalar açmışken taçlandırsam basımı
o'ndan mektup beklesem
tatillerde kendime gitsem
bir türlü dönmesem
ankara'da üniversite arkadaslarımla buluşsam
annemden bahsetsem her fırsatta
kedilerden nefret etsem
düşsem dizlerim ve sol kolum kabuk bağlasa
en iyi arkadaslarim hep erkek olsa
denizin ortasındaki yataklarda uyuyakalsam
topuklu ayakkabı ile yürüyemesem
nilgün dünyalı olsa ben aşkla kansam
gök gürültüsünden korksam
telaffuz hataları yapsam
alkollüyken sarkı söylesem
sesimi begensem
sen gözlerimden geçsen
keşkelerimi dağıtıp
yarım kalmışlıkları unuttursan...
--7/17/2007 01:55:00 PM tarihinde bencilkirpi tarafından bencilkirpi adresine gönderildi
eski(me)

anlamını bilmeden önce tanıdığı yalnızlığı
eski yaşantılarının hastalığından yeni kalktığı sırada
aldırışsız kelimelerle konuşurken
eski yaraların eski aşkların
göğsüne saplandığını duydu birden
sustu kaldı
güneşe döndü yüzünü
dilemediği eksik hayatların
gölgesiyle irkildi düşlerinin çölünde
yalnızlığı acıtınca gözlerini
perdelerini kapayıp kendi karanlığına gömüldü
lal

evvelbaharlar öncesiydi
lal aynlardan
kenarsız incelikler sızardı
zemheri artığı dillere
kordan kaküllerin sınandığı
küçük korkuluklardan inemeyen
sancısız ölümler doğarken
keşkeli kalemlere
kanayan direnci yedirilirdi
umut denen kancığa-
-6/27/2006 06:39:00 PM tarihinde bencilkirpi tarafından bencilkirpi adresine gönderildi

bir yurtsuzluk olacak vardığımda enginliğe
deniz perdelerini çekecek belleğime
her ilmeği çıplak örülecek şekilsizliğimin
körlüğünde işaretlenecek unutulmuşluğum
aşk, oğul, kardeş, anne adına ne varsa silinecek
umudun gölgesini dolaysızlık sağacak
bıçak yarası dünüm dağlanırken
eşşiz manzaralar kazacak bedenimi
kendi oluşumunun ağında debelenirken
bir saliselik hafıza tükürecek
gözardı edilen iyeliğim--
deniz perdelerini çekecek belleğime
her ilmeği çıplak örülecek şekilsizliğimin
körlüğünde işaretlenecek unutulmuşluğum
aşk, oğul, kardeş, anne adına ne varsa silinecek
umudun gölgesini dolaysızlık sağacak
bıçak yarası dünüm dağlanırken
eşşiz manzaralar kazacak bedenimi
kendi oluşumunun ağında debelenirken
bir saliselik hafıza tükürecek
gözardı edilen iyeliğim--
9/26/2006 11:59:00 AM tarihinde bencilkirpi tarafından bencilkirpi adresine gönderildi
"ah o unutmayı bir hatırlasam"
"her şey en ince ayrıntısına dek unutulsun diye
önce bir bir hatırlanır"
--
önce bir bir hatırlanır"
--
anlam(adım)

"baştan başa bekleyiş olmak için
kendimi boşalttım,
şimdi bomboşum işte
ve artık beklediğim bir şey yok"
--1/02/2007 08:18:00 PM tarihinde bencilkirpi tarafından bencilkirpi adresine gönderildi
kendimi boşalttım,
şimdi bomboşum işte
ve artık beklediğim bir şey yok"
--1/02/2007 08:18:00 PM tarihinde bencilkirpi tarafından bencilkirpi adresine gönderildi
taşra kederime eşsiz manzara-2
miyadın itkiydi görünen
döngüsüne eğilmiş usulca
kederini ıslatıyordu
göğsüne saplı yaşamın hırıltısında
tamlamaları susturabilmeyi diledi
sırlanmış camların gölgesinde
tutuklanmış tarihine boyun eğerken
ağırlaşan belleğinden aşırdıklarını
doldurdu kadehlere
iyeliğinden kaytaramayan bir ıstırapla içti
yenilmişti epik karalamaların celladına
mor birlikteliklere dönüyordu yazgısız kumlar
gömülerin bölünmüş uykularından geçiyordu taneler
göğün sefaletini uğurlayan
ayın ussallığına bilendi
umudun soytarı tiyatrosuna uzanan
dalgalara dokundukça
aşağılayan sarsan kırıklarla doldu bedeni
ruhunu yalayan biçimlerin kesikleri belirginleşti
gecenin zorba kurnazlığında
kumsala bıraktı ismini
geceden güne
tümünü ezinceye kadar
(en çok da) ismine küs kaldı
--1/14/2007 02:07:00 PM tarihinde bencilkirpi tarafından bencilkirpi adresine gönderildi
döngüsüne eğilmiş usulca
kederini ıslatıyordu
göğsüne saplı yaşamın hırıltısında
tamlamaları susturabilmeyi diledi
sırlanmış camların gölgesinde
tutuklanmış tarihine boyun eğerken
ağırlaşan belleğinden aşırdıklarını
doldurdu kadehlere
iyeliğinden kaytaramayan bir ıstırapla içti
yenilmişti epik karalamaların celladına
mor birlikteliklere dönüyordu yazgısız kumlar
gömülerin bölünmüş uykularından geçiyordu taneler
göğün sefaletini uğurlayan
ayın ussallığına bilendi
umudun soytarı tiyatrosuna uzanan
dalgalara dokundukça
aşağılayan sarsan kırıklarla doldu bedeni
ruhunu yalayan biçimlerin kesikleri belirginleşti
gecenin zorba kurnazlığında
kumsala bıraktı ismini
geceden güne
tümünü ezinceye kadar
(en çok da) ismine küs kaldı
--1/14/2007 02:07:00 PM tarihinde bencilkirpi tarafından bencilkirpi adresine gönderildi
unutmayacağız

"kendi kimliğini ötekinin varlığına göre konumlandırmak
hastalıktır.
kimliğini yaşatman için sana bir düşman gerekiyorsa,
kimliğini yaşatman için sana bir düşman gerekiyorsa,
senin kimliğin hastalıklıdır"
--1/20/2007 05:23:00 PM tarihinde bencilkirpi tarafından bencilkirpi adresine gönderildi
andayım

duraksız mevsimlerin
feveran yosması
düne yazılmış göğümde
an(ı) olamayacak kadar bendesin
1/21/2007 12:47:00 AM tarihinde bencilkirpi tarafından bencilkirpi adresine gönderildi --
yal(an)ız

paylaştırılmamış bedellerin ağırlığı
yolların sefilliğine çözülürken
çölün ayak seslerine ıslanan
yalnızlığım harlanırdı--
yolların sefilliğine çözülürken
çölün ayak seslerine ıslanan
yalnızlığım harlanırdı--
--2/04/2007 03:41:00 PM tarihinde bencilkirpi tarafından bencilkirpi adresine gönderildi
anlam(adın)
o kalabalıkta seni görmek isterim
asma yalnızlığına sarkan
küçük gri boşluklara gömülerek ellerini çizmek
utangaç kibrine
.....................
uzunca boylu yalanlar içsek
kırmızı limanlara giden zamanlarda
ölçüsüzlüğe sarsak silinmiş ömrümüzü
yeniden hecelesek doğurganlığımızı
anlamlara boğmadan yenilensek soysuzluğumuzla
mahcup maskelerimiz sinsin
yazgısız kumlara
idin şarkısı kararsın
insin perdeler
çıplaklığınla kamaşan dilime dolsun tadın
sen kal ben olayım
sen kal ben olayım
--2/06/2007 11:52:00 PM tarihinde bencilkirpi tarafından bencilkirpi adresine gönderildi
kan(ama)dım

ağulu çarelerin sürgülendiği
melankolik sınamalara demlenirken
bir sana kanamadım --
2/13/2007 10:09:00 PM tarihinde bencilkirpi tarafından bencilkirpi adresine gönderildi
09 Mart 2008 Pazar
murathan mungan

"onca sevdim de bir yüzünü görmedim aşk
her seferinde peçen gözümde kaldı."
--2/21/2007 10:49:00 PM tarihinde bencilkirpi tarafından bencilkirpi adresine gönderildi
his(s)etti(m)i-30 Temmuz 2006

saygılı bir telaşla gelen
öl(eme)me korkusu
kelimelerimi sağırlaştırıp
sine-i suzanımı ediyor helak
öl(eme)me korkusu
kelimelerimi sağırlaştırıp
sine-i suzanımı ediyor helak
posted by bencilkirpi @ 22:34 54 comments
22 Temmuz 2006

sadakat ihanetidir kendine insanın
en büyük nankörlük de budur ayrıca
posted by bencilkirpi @ 22:17 40 comments
en büyük nankörlük de budur ayrıca
posted by bencilkirpi @ 22:17 40 comments
ezop (19 temmuz 2006)
taşra kederime eşsiz manzara (16 Temmuz 2006)

gerçek yabancı kim
zamana sıkışmış sözler mi
yerleşik sınamalardan artakalanlar mı
anadilin gölgesi içindeyken zordu
sırtına alelacele geçirdiği hayatın ıslaklığı
titretmişti sesinin alevini
tamlamaları susturabilmeyi denedi
sırlanmış camlara çarpan
tutuklanmış tarihine boyun eğdi
ağırlaşan belleğinden aşırdıklarına kaldırılan
kadehlere doldurdu öyküsünü
-olmalıydı ona dair-
iyeliğinden kaytaramayan bir ıstırapla içti kendini
yenilmişti epik karalamaların celladına
mor birlikteliklere dönüyordu yazgısız kumlar
gömülerin bölünmüş uykularından geçiyordu taneler
göğün sefaletini uğurlayan ayın ussallığına bilendi
aşağılayan sarsan kırıklarla dolmuştu bedeni
umudun soytarı tiyatrosuna uzanan dalgalara dokundu
ruhunu yalayan biçimlerin kesikleri belirginleşti
gecenin zorba kurnazlığında kumsala bıraktı ismini
geceden güne
tümünü ezinceye kadar
en çok da ismine küs kaldı
zamana sıkışmış sözler mi
yerleşik sınamalardan artakalanlar mı
anadilin gölgesi içindeyken zordu
sırtına alelacele geçirdiği hayatın ıslaklığı
titretmişti sesinin alevini
tamlamaları susturabilmeyi denedi
sırlanmış camlara çarpan
tutuklanmış tarihine boyun eğdi
ağırlaşan belleğinden aşırdıklarına kaldırılan
kadehlere doldurdu öyküsünü
-olmalıydı ona dair-
iyeliğinden kaytaramayan bir ıstırapla içti kendini
yenilmişti epik karalamaların celladına
mor birlikteliklere dönüyordu yazgısız kumlar
gömülerin bölünmüş uykularından geçiyordu taneler
göğün sefaletini uğurlayan ayın ussallığına bilendi
aşağılayan sarsan kırıklarla dolmuştu bedeni
umudun soytarı tiyatrosuna uzanan dalgalara dokundu
ruhunu yalayan biçimlerin kesikleri belirginleşti
gecenin zorba kurnazlığında kumsala bıraktı ismini
geceden güne
tümünü ezinceye kadar
en çok da ismine küs kaldı
posted by bencilkirpi @ 01:52 10 comments
11 temmuz 2006
kişinin "olduğu" "olmak istediği" ile
"sahip olduğu" "sahip olmak istediği" arasındaki boşluk
acıya neden olmaktadır.
kişi yoksuldur eksikliğini duyduğu zenginliği ister
bu onda "acı"ya neden olur
kişi ölümün kaçınılmaz olduğunu bile bile ölümsüzlüğü ister
bu kaçınılmaz durumdan korkmaktadır
bu ondaki "acı"nın kaynağıdır
sorunun çözümü açıktır
"Olan" ile "olması istenen" bir kılınmalıdır
bu kez şu soru gündeme gelmektedir
bu "birolma" nasıl başarılacaktır
"sahip olduğu" "sahip olmak istediği" arasındaki boşluk
acıya neden olmaktadır.
kişi yoksuldur eksikliğini duyduğu zenginliği ister
bu onda "acı"ya neden olur
kişi ölümün kaçınılmaz olduğunu bile bile ölümsüzlüğü ister
bu kaçınılmaz durumdan korkmaktadır
bu ondaki "acı"nın kaynağıdır
sorunun çözümü açıktır
"Olan" ile "olması istenen" bir kılınmalıdır
bu kez şu soru gündeme gelmektedir
bu "birolma" nasıl başarılacaktır
kalakaldım (15 Şubat 2006)

şubatın sesini duyamayan
eksik bir gölgeyle inmiştin gözlerime
bakakaldım
bitemeyen bir umudun
sarısında kalan
penceresiz düşlerimi araladıkça
merdivensiz ömrümün gecesinde
kalakaldım
posted by egom @ 19:03 27 comments
eksik bir gölgeyle inmiştin gözlerime
bakakaldım
bitemeyen bir umudun
sarısında kalan
penceresiz düşlerimi araladıkça
merdivensiz ömrümün gecesinde
kalakaldım
posted by egom @ 19:03 27 comments
ertelendim-3 (0cak 2006)
ertelendim-2 (18 Ocak 2006)
ertelendim-1( Şubat 2003)

eksik umutlar ektiğim
arka bahçesiz sokaklarda
sesinin kimsesizliğine benzeyen
çocukluğumu beklerdim
dağılan ömrüme bağışladığın
bu dünyalı olmayan gülümseyişin
içinbir ömür beklemeyi göze almıştım...
sandık diplerinin bilindik yoksulluğunda
unutulmamış bir şımarıklığın
bağışlanmasını dilediğim günlerde
azat edilen yıldızların sarhoşluklarına kanar
yokluğunun rengiyle dağlanan düşlerimi
gökyüzüne meze yapardım
elçisiz masalların üşüyen yalnızlığı
sokuldukça talaş kokulu ezgilere
gölgende raks eden gece
ruhuma yağardı
19 Şubat 2008 Salı
Yalnız kalmaktan korkmuyorum da, ya canım ellerini tutmak isterse...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)











